Seyir Defterim 2019/14

Hikayemiz o ki, mahallede çok sevilen bir köpek (daha sonra ‘it‘ olarak geçecek) varmış. Mahallenin esnafı ve sakinleri onu çok severmiş… Hiç sahibi yokmuş ama herkes kendini onun sahibi gibi hissedermiş. Gündüzleri çocuklarla birlikte top oynar, sevimlilik yapar, hatta başka mahallelerden gelen köpekleri kovarmış. Havlarmış arasıra… ama mahalleli çok da karışmazmış, ne de olsa bizim mahallenin iti diye. Mahalleye gelen olmuş, giden olmuş, varan olmuş, göçen olmuş ama it orada uzun seneler durmuş… Her gelen benimsemiş, her giden bizim mahallenin iti diye anmış, unutmamış…

Okumaya devam et Seyir Defterim 2019/14

Kıssadan Hisse (Tutumluluk)

kumbara-tasarruf-manedi-para-tutumluluk

Beş yaşında idim. Rahmetli babaannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Babaannem eğildi aramaya başladı.
Sağa bakıyor sola bakıyor bulmaya çalışıyordu.
Çocukluk iste
-Aman babaanne dedim.
– Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya yorulmaya değer mi?

Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun ‘ dedi.
– Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru alın teri emeği çilesi var biliyor musun?’
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti.
Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain’in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Babaannemi hatırladım.
Alain ;
”Bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur ” diyordu.
İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri göz nuru el emeği vardır diyordu.

Okumaya devam et Kıssadan Hisse (Tutumluluk)

İnternet Keşmekeşi

Photo by rawpixel.com on Pexels.com

03 Nisan günü yani dün gece yapılan @okanbayulgen’in programı Muhabbet kralında genel olarak internet, internetin gençliğe etkisi ve yeni medya düzenine internet’in etkisi konuşuldu.  Belirtmem gerekir ki, zaman zaman KingoDisco programını seyretsem de, uykusuz kalmak pahasına Muhabbet Kralı’nı tercih ediyorum. İnternette yer etmiş kişilerle birlikte her zaman ki gibi akademik  şahsiyetlerinde yer aldığı programda alışılageldik medyada alışılmamış bir şekilde  Türkiye’yi ilgilendiren konular konuşulduğu kanaatimdeyim. Hatta izlerken elimin altındaki ajandamı karalarken notlar almışım farkında olmadan.

Konuşulan konulardan bazı başlıklar:

  • Justin Bieber (?)
  • Enformasyon toplumu yeni nesil
  • İnternet ve televizyonun yayıncılık açısından değerlendirilmesi
  • Trendlerin her an değişebildiği ve bu trendleri internet sayesinde herkesin belirleyebilme şansı olması.
  • Kişisel bilgi ve tecrübe paylaşımının artık daha kabul edilebilir ve güvenilebilir olduğu
  • Televizyonun hantallığı, internetin işlevselliği
  • İnternetin bağımlılığı ve etkileri
  • Sanal dünyada hayatın simüle edilebilirliği ve sosyal etkileri
  • İnterneti şimdi ve gelecekte nasıl yararlı kullanabiliriz.

Görüldüğü gibi gündem gayet yoğundu. Her bir konu başlığını bir programa sığdırmak zorken Hantal Konvansiyonel Medya bütün konuları işlemeye çalıştı. Ben ise eski bir yöntemle, hikaye anlatarak günümüz bilgi toplumunu düşünmeye çağırıyorum.

Hayatı  Boşa Harcamışsın !

Bir gün Dünya’nın en ünlü felsefecileri ve bilim adamları bir adada toplanmaya karar vermişler. Bu adaya giden zamanın ünlü  bilginlerde biri kayıkçı tutmuş ve yola koyulmuşlar. Bilge adam yoldayken, o kadar çabalar edindiği bilgisiyle kayıkçıya hava atmayı düşünmüş ve başlamış sormaya.

Bilge adam: Sen matematik nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam: Sen astronomi nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam: Sen kimya nedir bilir misin?

Kayıkçı: Bilmem beyim.

Bilge adam, bu cahil adamın karşısında dayanamamış ve “Öyleyse senin hayatının yarısı boşa gitmiş be! A ahmak adam” demiş. Bu durum karşısında başını büken kayıkçı yoluna devam etmiş.

Bir süre sonra fırtınanın yaklaştığını gören kayıkçı heyecanlanarak “Yüzme bilir misin? Beyim” diye sormuş. Paniğe kapılan adam “Hayır.” diye cevaplamış. Kayıkçı bu fırsat karşısında hemen cevabı patlatmış.

“O ZAMAN SENİN HAYATININ TAMAMI BOŞA GİTMİŞ”