Bugün IPv6’ya Geçtiğimiz Gündür

Bugüne dek kullandığımız IPv4, yaklaşık 4.3 milyar IP adresine izin veriyordu. Bugünkü açılışla beraber bu sayı, IPv6 sayısı 340 trilyon trilyon trilyon‘a çıkacak. Yani diğer yazılışla 340,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 şeklinde ifade edilebilir. Bilinen gelecek için ise oldukça yeterli görünen bir sayı olarak göze çarpıyor. Tam olarak ne anlama geldiğini bilmesemde sanırım güzel birşey olmuş.

Yukarıdaki videoda ise google.com/ipv6 adresinden alınmış ve detaylı açıklamalar içermektedir.

Venüs Güneşin Önünden Geçti (Video)

Bugün Venüs, Dünya ile Güneşin arasından geçerek sittin senede bir gerçekleşen olaya şahit olduk. Özellikle yabancı medyada daha geniş yer tutan bu olay nedense insanların çok ilgisini çekiyor. Venüs, yaklaşık 7 saat süren yolculuğu sırasında güneşin üzerinde bir nokta gibi göründü. Venüs’ün geçişi çıplak gözle izlenemedi. Venüs’ün dünya ve güneş arasındaki yolcuğu 07.30 sıralarında bitti. Venüs’ün bir sonraki geçişi 105 yıl sonra yani 2117 yılında olacak. Meraklıları için Dünya, Venüs ve Güneşin buluşması aşağıdaki videoda.

Marifetname’den Seyirmeler ve Anlamları

marifetname-erzurumlu-ibrahim-hakki-seyirme-segirmeHepimizin başına gelen ve hatta bazen günlerce sürebilen seyirmeler vücudumuzun çeşitli yerlerinde olabiliyor. Hiç merak ettiniz mi anlamları ne olabilir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri‘nin büyük eseri Marifetname adlı eserinden alınan aşağıdaki bilgiler her zaman lazım olabilir.

Başın üst kısmının seğirmesi : İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

Başın ön tarafının seğirmesi : İyi bir devlet bulmaya işarettir.

Başın yan tarafının seğirmesi : Sağı ve solu hayırlı eyler.

Alnın seğirmesi : Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

Kaşın seğirmesinden : Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

Kaşın ortası seğirirse : Sağı zevk – solu kederdir.

Dil seğirirse : sağı hüzün – solu coşkunluktur.

Gözün dışı seğirirse : Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

Okumaya devam et Marifetname’den Seyirmeler ve Anlamları

Altı Aylık Mola

Altı aylık bir yurtdışı seyahati nedeniyle mola zamanı. Yaklaşık altı ay sürmesi planlanan iş için 19 Ekimden itibaren yurt dışında bulunacağımdan dolayı blogla ilgilenmeye zaman bulamayacağım. Ara nedeniyle spamleri önlemek için yorum bölümleri sadece kayıtlı kullanıcılara açıktır.

İlgilenenlere duyurulur.

Eski Türk Ahlakı

osmanli-armasi-ottoman

İnternette karşılaştığım bir yazıda eskiden Türk’lerin yaşam biçimi, ahlakı, hakkında söylenenler ile ilgili çarpıcı bir yazıya denk geldim. Herkesin mutlaka okuması gereken ve ecdadımızın ahlakı ile ilgili önemli detayları paylaşmak istedim.

Yazıda çeşitli yazarların Türkler ve Osmanlı yaşam tarzı ve ahlakı hakkında yazdıklarını da bulabilirsiniz.

TÜRK AHLAKI

“Türklerden daha faziletli bir toplum görmedim. Oyuna ve eğlenceye vakitleri yoktur. (…) Yemeklerini çabuk ve konuşmaksızın yerler.

Yemek isteyen kim varsa; tanıdık, yabancı ayrılmaz, sofraya çağrılır. (…) Askerler dahil şehirde silah taşımak yasaktır. Düello bilmezler; dövüşmeyi medenî terbiyeden mahrumiyet sayarlar. Arada kavga edenler çıkar; fakat kavgayı devam ettirmeleri mümkün değildir; ilk görenler derhal müdahale edip sustururlar. Zaten şehirlerde büyük sükunet vardır. Kumar ve içkinin dinlerinde yasak olması kavga çıkmamasının sebeplerindendir. Ama içki içen, esrar çeken Türklere tesadüf edilir; çoğu sosyal durumlarını bu sebeple kaybetmişlerdir. Karaborsa ve tefecilik günah ve meçhuldür. (Cristobal de Villalon, s. 160-161)”

Okumaya devam et Eski Türk Ahlakı

Facebook Hesabını Tamamen Silmek

facebook-logo-2000px-F_icon.svgAşağıdaki linkten facebook hesabınızı kapatmanız mümkün… Ben denedim oldu. Sadece 2 hafta boyunca hesaba giriş yapmamanız gerekiyor. Eğer facebook hesabınızı silmek gibi bir düşünceniz varsa tam size göre…

https://www.facebook.com/help/contact.php?show_form=delete_account

Dört Aylık Mola

Pazar günü dört aylık bir iş için yurt dışında olacağım için, bu süreç içinde yazılarıma ara vermek zorundayım. Bu süre içinde iletişim imkanım kısıtlı olacağı içinde e-postalarıma, site içindeki iletişim formuna ve yorumlara ulaşma imkanım olmayacaktır. Bilginize…

Yurtdışı işim iptal olmuş ve önümüzdeki günlerde 6 aylık başka bir seyahat gözükmektedir.

Oruçtaki Sır Ne ?

İslâm‘ın bir zarurî farzı da oruç ile alâkalı.

Oruç nedir?..

Açın halinden anlamak!..

Oruç nedir?.. Nefsi terbiye!..

Oruç nedir?.. Mideyi dinlendirme!..

Bunların hepsi de doğru. Ama bu kadar mı?.. Sadece bunlar mı gerekçe?.. Beyin, kendi ihtiyacı olan ve bedenin diğer organlarının ihtiyacı olan tüm enerjiyi bildiğimiz gibi katı – sıvı çeşitli yiyeceklerden elde eder.

Bedendeki tüm hücrelerin hayatiyeti ise beynin yaydığı bioelektrik ile kâimdir. Yâni beyin bir yandan, ruha dönük, dışa dönük çeşitli dalgaları sürekli yayarken; diğer yandan da kendi yaşamına yardımcı, destek olan çeşitli organların ihtiyacı olan enerjiyi onlara göndermekle yükümlüdür.

Üstüne üstlük bir de bütün bunların ihtiyacı olan enerjiyi temin için, dışarıdan giren katı – sıvı hammaddeyi yâni yiyecek ve içecekleri kendisine ve organlara dönük bir enerji biçimine çevirmek için enerji tüketir.

Oysa beyin bunlara dönük bir biçimde o enerjiyi harcamayı, ruha yükleme ya da dünya üzerine çeşitli dalga boylarında yayın yapma şeklinde de değerlendirebilme imkânına sahiptir.

İşte bunun için, hiç değilse senede bir aylık oruç süresi getirilmiştir. Oruçlu iken elinden geldiğince daha fazla ibâdet yâni zikir yaparsın!.. Böylece, bu çalışmaların daha güçlü olarak ruha yüklenir. Böylece beynin daha yüksek enerji kapasitesiyle üretim yapar!..

Kaynak: www.ahmedhulusi.org – İnsan ve Sırları / Cilt 1 / Sayfa 58-59

Kelimelerin Şeklinden, Şeklin Tekamülü

Konfüçyus’a sormuşlar;
Bir ülkenin başına geçsen yapacağın ilk iş nedir ?
Konfüçyus şöle cevap vermiş: İlk yapacağım iş o ülkenin lisanını, edebiyatı düzeltmektir.

Kelimeler gerçekten bu kadar önemli mi bilmiyorum ama, bazen kelimelerin şeklini değiştirince yeni manalar ortaya çıkabiliyor. Geçen gün, “benim algıladığım dünya” şeklinde cümleye başlarken bir şimşek çaktı.

Benim dünyamdan, benim algıladığım dünyaya.

Benim algıladığım dünya: içinde belirsizlikleri olan, bana özgü, her şeyi kapsaması mümkün olmayan dolayısıyla her şeyi bilemeyen, bazılarının tarafı, bazılarının karşıtı (dolayısıyla ayırıcı), bazen mutlu, bazen kahırlı ve binlerce çeşitli ben özelliklerinin bir manasını çağrıştırdı. Sadece bana özel olan benim algıladığım dünyada başka kimse olmamasına rağmen, başka bir çok insanın etkisi vardı. Öğretmenlerim, ailem, arkadaşlarım hepsi bir şekilde benim algıladığım dünyayı ister istemez şekillendirdiler ama benim algıladığım dünyada sadece ben vardım ve mutlak manada sadece beni etkiliyordu.

Benim dünyam ise; daha sahiplenici (aslında bana ait olmamasına rağmen) bir his uyandırdı bende. Çünkü aklıma ilk gelen şeyler, ailem, işim, arkadaşlarım, dünya, toplum, Türkiye, İstanbul vs. ki bunlar benim algıladığım dünyayı şekillendiren unsurlar.

Buraya kadar eminim çoğu insan aynı şeyi düşünmüştür. Ama esas mesele ve gelmek istediğim nokta şu ki; benim dünyam’ın, benim algıladığım dünyamdan daha önemli hale getirilmiş olması. İki kişinin dünyalarının çakıştığı yerde ise, (para, petrol, toprak, şan, şöhret vs.) kavga, savaş ve her türlü alçaklığın bini bir para.

İnsalığımızın gereği olan algıladığımız dünya, içimizde yaşayan dünya, en az diğer insanların dünyaları kadar özgün ve önemli olduğunu kavrayabilseydik ve de diğerlerine gerekli saygıyı gösterebilseydik; yaşadığımız ortak dünyamız aynı olur muydu?

Son soru: Bu şekilde yetiştirilmemiş olmamız mazeret mi ?