11-02-20-11

Bugün 11.02.2011 ve bu tarihi tersten okuyunca aynı şekle yani bugüne işaret ediyor. Buna da palindrom tarih deniyormuş.  Aynadaki yansımanın yine yansıyana eşit olduğu tarihte bir yazıyla Dünya’yı kendimce yansıtayım istedim Dünya’ya.

Teknolojik ve bilimsel gelişmeler bize kendi zekamızı yansıtıyor bizi, bize hayran bırakıyor. İnanılmaz iletişim imkanları, küreselleşen dünyada kilit önem taşıyor ve parayı, aşkı, işi, arkadaşlığı hatta sosyal güdüleri bile etkileyebiliyor hale geliyor. Görünen o ki, artarak devam edecek. Mısır’da ki ayaklanmalar ve öncesinde Afrika’da oluşan siyasi dalgalanmalar yeni dünya düzenin habercisi gibi. Artık, ister gelişmiş isterse gelişmekte olan ülkeler olsun toplumun kırılgan yapısının sadece günler içinde değişebilecek kadar hassas dönemlerde olduğumuzun farkında olmamız gerekiyor.

Kendimize döndüğümüzde ise, hayatın akışı içinde hoyratça oradan oraya sürüklenen ve kayıtsız bir şekilde olanları izlemekten öte çokta çabaladığımız söylenemez. Ama bunları düşünmenin zamanı değil şimdi ! Hırs, açgözlülük, korku, endişe, ego için uğraşanlar için bunları düşünmenin zamanı değil şimdi !

Dünya’nın iyi ya da kötü bir yer olduğunu düşünen herkes için geçerli bir durum var ki, Önümüzdeki günlerin daha önce yaşanmamış ve yepyeni şeylere gebe olduğu.

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete ..!

İçsel Keşif

Birkaç gün önce otobüste giderken ve kulaklığımı takmış müziğimi dinlerken içimden bir ses bana şöle seslendi.

Akıl der ki: Eğer şuna da sahip olursan senin için çok iyi olacak. Evet haklıydı…
Akıl der ki: Eğer şurada olsan daha rahat olacaksın. Evet haklıydı.
Akıl der ki: Eğer şunun yanında olsan senin için çok güzel olur. Evet haklıydı.

Sonra aniden aklıma şu geldi.

Akıl devamlı bizim için daha iyi ve güzel şeyler istiyor. Ama sonunda biliyorum ki insanlar devamlı birşeylere ulaşmak için çabalıyor acı çekiyor veya çektiriyor. Düşündüğümüz o güzel şeylere ulaşmak için çabalıyor ve sonra başka birşeyler istiyoruz. Sonra yeni şeyleri görüyor, duyuyor ve yine istiyoruz. Sonra bir bakmışız yaşlanmışız, çalışarak çabalayarak kazandığımızı zannettiğimiz şeyler bize tat vermiyor.

Yani; eğer biraz akıllıysak aklın bizim dostumuz değil düşmanımız olduğunu görüyoruz. Daha doğrusu bu şekilde kullanılmasıyla kendimize bir düşman yaratmış oluyoruz. Peki ne yapacağız. Mutsuz olduğumuz zaman, bir şeyler istediğimiz zaman, bir yerde olmak istediğimiz zaman bunun bize karşı bir oyun olduğunu, aklın bir oyunu olduğunu düşünerek kendi bulunduğumuz anda kendi şartlarımızı sahiplenerek şükretmeye başlıcaz. İşittik ve itaat ettik sözünü en yakın şekilde hissedeceğiz. Bizim bilmediğimiz göremediğimiz duyamadığımız hissedemediğimiz şeylerin olduğunu kabul ederek bulunmak istediğimiz yerde değil, bulunduğumuz yerde olacağız.

Bu düşünce son birkaç gündür aklımda ve beni inanılmaz rahatlattı. Herşeyin sahibine teşekkür ederim.

Kopan parmak peri tozuyla onarıldı

Domuzun idrar kesesinin kurutularak ezilmiş hali ile kolajen karışımıyla elde edilen ‘peri tozu’ işe yaradı. Orta parmağının ucunu maket uçak pervanesine kaptıran adamın parmağı 1 ayda eski haline döndü…

ABD’Lİ bilim adamları, Lee Spievack adlı bir adamın ucu kopan parmağını, henüz deney aşamasında olan bir toz kullanarak eski haline getirmeyi başardı. Üç yıl önce el orta parmağının yaklaşık 1 santimetrelik ucunu, maket uçağın pervanesine kaptıran Spievack’ın “peri tozu” diye adlandırılan tozla tedavisine hemen başlandı. 4 hafta sonra Spievack’ın parmağı eski boyuna ulaştı. 4 ay sonra ise parmağın sağlam parmaklardan hiçbir farkı kalmamıştı.

DERİYE gücünü ve elastikiyetini veren bir albüminoid olan kolajen ile bir domuzun kurutularak toz haline getirilmiş idrar kesesinin karışımı olan “peri tozu”, aslında atların kopan bağlarını iyileştirmek için geliştirilmişti. 69 yaşındaki Spievack tedavi sürecini şöyle anlattı: “Tozu ikinci kez döktüğümde büyümeyi artık görebiliyordum. Her gün biraz daha büyüdü. Büyümenin tamamlanması 4 hafta sürdü.”

“PERİ tozu”nu Spievack’in eski bir cerrah ve tozu üreten şirketin patronu olan kardeşi Stephen önerdi. Bilim adamları, tozun iyileştirme gücünün nasıl harekete geçtiğini henüz tam olarak anlayabilmiş değil. Ancak tozu geliştirenler, karışımın vücudun kendi kendine iyileşme sürecini tetiklediğine, vücut hücrelerine tahrip olmuş dokuları iyileştirmesi için sinyaller gönderdiğine inanıyor.
Kaynak

Gerçek Nedir

İnsanlığın başlangıcından bu yana sorulan ve henüz cevaplanamamış yegane soru: Gerçek nedir ?

Hepimizin zaman zaman kendimize sorduğumuz ve hemen arkasından hissettiğimiz ekşimsi tattan sonra cevabını bile düşünmeden günlük yaşantımıza devam etdiğimiz acayip soru.

Eski efsanelerde kahramanımız, büyük bir hazine için yollara düşer. Başından geçen nice badirelerden sonra hazineye ulaşır. Fakat bu hazine artık ona eskisi kadar çekici gelmez ve kendi içindeki gerçek hazinesini bulduğu düşüncesi onun en büyük dayanağı olur.

Peki ama hangi gerçek ?
Gerçek şu ki;

Sahip olduğumuzu zannettiğimiz şeylerin bizi esir alması gerçeği,
Hacivat ve karagöz oyununda olduğu gibi perdenin arkasını değilde, sadece gölgesini gördüğümüz gerçeği,
Sonuçlara odaklanıp, nedenlerini bizim yarattığımızı unuttuğumuz gerçeği,
Bir gün öleceğimiz gerçeği
Hepimizin gördüğü kötü şeylerden sonra, dünyanın çivisi çıkmış diyerek, hiç bir şey yapmadığımız gerçeği,

VE TÜM GERÇEKLERİ BİLMEMİZE RAĞMEN, UMURSAMADIĞIMIZ GERÇEĞİ…