Seyir Defteri 2019/7

Photo by Muharrem Aydın on Pexels.com

(Türkiye) Ekonomide en kötüsü geride kaldı diyenler için daha önce söylediğim gibi Türkiye’yi uçuruma sürükledikleri düşüncemi destekleyen bir video izledim. Algı yönetimi yaparak 2×2’yi 5’e EŞİTLEYEMEZSİNİZ. (Güncelleme-15.02.2019:Kurtulmuş: Amacımız 2 kere 2’yi 4 değil, 5 ettirmektir) Aşağıda denk geldiğim Avrasya Yatırım‘ın hazırladığı video, maalesef ekonomideki riskleri anlatıyor ve ülkenin kaynaklarının nasıl pervasızca ve hesapsızca harcandığını gözler önüne seriyor. Yurt dışındaki akademisyenleri getirmek için 25 bin tl maaş kampanyası düzenleyenler şimdi de “2019’da Ülkem İçin Bir Fikrim Var” kampanyası düzenlediler. Akademisyenleri muhalif düşünceleri var diye görevinden alan, sabahın köründe evlerini basıp gözaltına alan ve vatan haini ilan eden anlayış parayla pulla bu insanları geriye getirebileceğini zannediyor. Gücü eline aldıkça muhalifleri ötekileştiren ve medyada hakim olup istediği algıyı oluşturacağını düşünenler filmin sonunu düşünemediler. Geçen hafta salı günkü grup toplantısından Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği MİT’in AKP’nin yerel seçim adaylarının geçmişlerini inceleyerek AKP yönetimine bilgi verdiği ve bu bilgi doğrultusunda adayların belirlendiğinin açığa çıkması, PARTİ DEVLET anlayışının bürokrasiye hakim olduğunu göstermektedir. İşler git gide içinden çıkılmaz bir hal almakta ve yerel seçimler öncesi popülist bir yönetim anlayışı Türkiye’yi esir almakta. FETÖ’den boşalan devlet kadroları ve el konulan özel şirketler AKP’li dolmakta. AKP’li olmasa bile köprüyü geçene kadar hakim güce biat etmekte. Buna rağmen her şey sarpa sarmakta çünkü HALK artık kimseye GÜVENMEMEKTEDİR. O çok sevdikleri REİS’lerine bile. Buna kanıt olarak başkan Erdoğan’ın dolar ve altınları bozun demesine rağmen halkın dolar ve altın birikimi artmaktadır. Eğer halkın bunca yıllık desteğini boşa çıkararak, sistem değişikliği dahil halkın istediği her şeyi verdiği Recep Tayyip Erdoğan bu işi beceremezse, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine büyük bir pişmanlık olarak geçecektir. Tabi ki tüm bunlar benim sığ düşüncelerim ve umarım yanılıyorumdur. Dünyanın şu zor zamanlarında dinimiz, vatanımız ve milletimiz için en hayırlısı neyse o olur.

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/7

Seyir Defteri 2019/6

(Bilim) Dünyanın manyetik alanı öngörülenden hızlı şekilde yer değiştiriyor. Özellikle denizcilik ve seyrüsefer alanında kullanılan dünyanın manyetik kuzeyinin yer değiştirme hızı artmaya başladı. 2000 yılında yaklaşık 15 km hızla yer değiştiren manyetik kuzey, 55 km hızla yer değiştirmeye başladı. Dünyanın dengesi her yönden bozuluyor sanırım. Yakın bir zamanda Dünya sorunları sadece küresel ısınma, plastik, çöp, nükleer silahlar, karbon salınımı gibi güncel sorunlardan ibaret olmayacak gibi duruyor. (Kaynak)


(Siyaset) Özellikle Trump’ın ABD başkanı olmasından sonra anlaşmadan çekilme, istediğini devlet başkanı tanıma gibi keyfi kararlara şahit olmuştuk. Bu sefer tüm dünyayı yakından ilgilendiren bir şey yaptılar ve soğuk savaştan beri nükleer silahların denetiminin temelini oluşturan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması’ndan (INF) çekildiğini açıkladı. Tabi ki bu kararda sonra Rusya‘da anlaşmadan çekildiğini açıkladı. Bir sonraki dünya savaşının ayak sesleri iyice yaklaştı mı, yoksa sadece politik manevralar mı bilmiyorum ama nükleer bombalar patlayacaksa umarım o günleri görecek kadar uzun yaşamam! (Kaynak)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/6

Seyir Defteri 2019/5

(Tarih) Ünlü bilim adamı Nikola Tesla’nın annesine yazdığı son mektup ortaya çıktı. Tesla mektubunda, Türklere sığınmadığı için pişman olduğunu ve Türklerin bazı şeyleri benden daha iyi bildiğini ifade etmesi oldukça dikkat çekici. Elektrikte alternatif akımı bularak bilim dünyasına eşik atlatan Nikola Tesla, ABD’de yaşadığı hayal kırıklıklarını, hüzünlerini ve pişmanlıklarını paylaşdığı mektubunda: huzursuz ve kasvetli olduğunu, insanlığa onca yıl hizmet ettikten sonra “aşağılanma ve hakaret” dışında hiçbir şey elde etmediğini yazmış. (Türkçe Kaynak) (İngilizce Kaynak)

Nikola Tesla bir keresinde şöyle demişti: “Fiziksel olmayan fenomenler bilimsel olarak incelenmeye başlandığında, varoluşun önceki yüzyıllarından daha fazla ilerlemeyi sadece bir on yıl içinde olacaktır. Evrenin gerçek doğasını anlamak için birileri enerjifrekans ve titreşimin esasları üzerine iyice kafa yormalı.”


(Haber) Medeniyetimizin geldiği son nokta! Malezya’da bedava yemek kuponu dağıtılırken çıkan izdihamda 2 yaşlı kadın ezilerek öldü. Bu sadece basit bir kaza değil. Bu olay insanlığın açgözlülüğünün, saygısızlığının, tatminsizliğinin, hainliğinin, merhametsizliğinin ve ahmaklığının bir başka şekilde tezahürü. Aslında çoğu zaman bu yüzden insanlar ölmüyor ama acı içinde kokuşmuş bir çukurda yavaş yavaş can çekişiyoruz. Bende dahil ‘herkesin’ içinde sanki patlamaya hazır bomba var. ‘İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak‘ emrini bırakıp, herkes özgür kimse kimseye karışamaz belası topluma yayıldıkça; daha ‘özgür’ olacağımızı sananlar, umarım yanıldıklarını anladıklarında ‘özgürlük’lerinin bedbahtlığı içinde şımarmazlar. Ve bir bela geldiğinde toplumdaki herkes nasibini alır. (Kaynak)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/5

İstanbul

İSTANBUL

Ben buradayım gel bana sarıl der
Sevince daha güzel olur der
İçimde sen varsın der
İçinde ben varım der İstanbul

Dudak olur, ar olur
Rüzgar olur, dar olur
Çığlık olur, mahcup olur
Sana da bana da tek yön O’dur İstanbul

Deli gibi kızar fena
Kadın gibi küser bana
Ateş gibi düşer ama
Bulut olur bakar bana İstanbul

Ömer gibi yaşayasam
Resûl diye dolaşasam
Hakk’ın rıza kazanasam
Bırak beni vuslata varam İstanbul

Ömer Serdar Ören

Seyir Defteri 2019/4

(Haber) 21 Ocak Pazartesi günü saat 08:15’de tam ay tutulması gerçekleşti. Tutulma  zamanı Ay Dünya’ya çok yakın olduğu için daha parlak ve daha büyük göründü. Bu yüzden SÜPER AY deniliyormuş. Tutulma anında Ay’ın etrafında Güneş’ten yansıyan  ışınlar onu kırmızı hatta kızılımsı bir renk almasına neden olduğu için de KANLI AY olarak isimlendiriyormuşuz. Genelde tutulmalar zamanında dünyada kötü şeyler olur. Tutulmanın görselden de anlaşılacağı gibi Amerika civarında tam gözlenebiliyor olması da manidar. Bakalım bu sefer neler başımıza gelecek. Allah Azze ve Celle yardımcımız olsun.


(Yapay Zeka) Daha önce işe alım için cinsiyet, hapishanelerde şartlı tahliyelerde hatta sohbet botlarında kullanılan yapay zekanın önyargılı kararlar aldığı biliniyor ve bu sorun hakkında çalışıyorlardı. Şimdi ise konuyu nasıl çözebileceklerini söylüyorlar. Neler olacağını göreceğiz. (Kaynak)


(Yapay Zeka) En sonunda yapay zeka evrim teorisine de el attı ve insanların henüz bilmediği bir soylarının olduğunu söyledi. Avrupalı evrim biyologlarının özel bir algoritmayla çalıştırdıkları yapay zekaya göre Neandertallerin ve Denisovaların melezi bir türün yaklaşık 90.000 yıl önce yaşamış olduğunu tahmin ediyorlar. (Kaynak)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/4

Seyir Defteri 2019/3

(Bilim) Bazı şeyler daha dün olmuş gibi gelirken, bazı şeyler ise çok eskiden olmuş gibi gelir? Neden yaşlandıkça zaman daha hızlı akıyormuş gibi gelir? Neden beynimiz koşullara ve somut olaylara dayalı olarak zaman algısını çarpıtır. İşte bunlarla ilgili iki teori: Yaşlandıkça hayatın sıkıcı olduğu (William James, 1890), Oran teorisi (Pierre Janet, 1877). (Kaynak)


(Yapay Zeka) DARPA, yapay zekaya biraz daha farklı yaklaşarak böcek beyinlerini robotlarda kullanmak istiyor. Basit uyarılarla çalışan böcek beyinlerinin, yazılımdan daha verimli olabileceğini düşünüyorlar. 1980’lerde Rodney Brooks tarafından MIT‘de geliştirilen Herbert adlı robot, 15 basit kurala dayanarak ofisteki boş gazoz kutularını toplayabilmişti. Haber kulağa biraz ürkütücü geliyor. (Kaynak)


(Siber Güvenlik) Alman güvenlik yazılımı firması Avira, kullanıcıları bu yıl siber saldırılarda yapay zeka konusunda uyardı. Şirket, yapay zekanın çeşitli tekniklerle birlikte kullanılmasının siber saldırıları daha gizli hale getirip hızlarını artıracağını belirtti. Son yıllarda düşündüğüm gibi geleceğin vazgeçilmez iş alanlarından biri siber güvenlik olacak ve bu güvenlik işi sitenin kapısına güvenlik görevlisi koymak kadar basit bir iş olmayacak. (Kaynak)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/3

Seyir Defteri 2019/2

(Bilim) Bilim insanları şaşkın. Hiç bir nöron genetik olarak diğeriyle benzer değil. Scientific American‘da yayınlanan makale, yaklaşık 86 milyar nöron ve 1 katrilyon bağlantı bulunan beynimizin muhteşem yaratılışını bir kez daha gözler önüne seriyor. (Kaynak)


(İlginç) Recompose adlı şirket, ABD’nin Washington eyaletinde, ölen kişilerin naaşlarının gübreleştirilmesi için geliştirdiği yöntemi uygulamak istiyor. Bu yöntemde naaş diğer organik malzemelerle birlikte bir ay boyunca yüksek ısıda muhafaza edilerek gübreye dönüştürülüyor. Daha sonra ölen kişinin ailesine verilen bu gübre bahçede bitki yetiştirmek için kullanılabiliyor. İşlem 5 bin 500 Dolar’a mal oluyor. (Kaynak)


(Sağlık) İşleri bitirmekte zorlanma, kafanın bozulması, rahatsız olma, kolayca sinirlenme veya dürtüleri kontrol edememek gibi sorunları olanlar için yararlı olabilecek bir yazı. (Serotonini Artırmanın 4 Yolu)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/2

Seyir Defteri 2019/1

Miladi olarak bir yıl daha yaşlandık. Benim için 2018’in özeti yukarıdaki görsel gibidir.(Temsili)


(Siber Güvenlik) Son yıllarda IoT cihazlara (şeylerin interneti -tv, saat, oyuncak, hoparlör, ışık, hava sensörü, kamera, vs.-) olan ilgi nedeniyle popüler hediyeler arasında bu tip cihazlar tercih sebebi oluyor. Devamlı internete bağlı bu cihazlar siber saldırganların birinci tercih sebebi. Bu nedenle Amerikan Ulusal Siber Güvenlik ve İletişim Entegrasyon Merkezi (NCCIC) dört öneriden oluşan bir uyarı yayınladı. (Kaynak)

  1. Güçlü şifreler kullanın. (her zaman ve her yerde)
  2. Güvenlik ayarlarınızı kontrol edin ve maksimum güvenliğin saplandığından emin olun.
  3. Cihazınızda mümkün olan en güncel sürümü kullanın. Özellikle IoT cihazların en büyük açmazlarında bir tanesi.
  4. IoT cihazların devamlı internete bağlı olduklarının farkında olun ve gerekmiyorsa bağlanmayın.

(Siber Güvenlik) Hackerların elinden hiç bir şey kaçamıyor. Hatta kendi avuç içleri bile. Bilgisayar korsanları avuç için damar taramasını nasıl alt edebileceğini gösterdiler. Çok güvenilir olarak bildiğimiz ve ülkemizde de nüfus müdürlüklerinde kullanılan avuç içi damar taramasını hacklemeyi başardılar. Kulak arkamız sanırım hala sağlam. (Kaynak)

Okumaya devam et Seyir Defteri 2019/1

Senin, Benim, Onun Hikayesi: Beyin

David Eagleman‘ın Incognito kitabını okuduktan sonra bir nöroloğun ‘Beyin‘ adına sahip kitabını da okumalıyım diye düşündüm. Belli ki iyi de yapmışım. Aslında Beyin kitabının belgeseli de var ve daha önce izlemiştim. Ama TV’de izlemenin etkisi -ne kadar önemli bir konu olursa olsun- eğlenceli şovdan öte gidemiyor ve etkisi kısıtlı oluyor.

Herkes hayatının bir köşesinde beynini merak ediyordur sanırım. Bizim hakkımızda olan her şeyin şimdilik bilinen biyolojik merkezi. Normal bir beyinde her biri 10 bin bağa sahip 86 milyar nöron hücresiyle yaklaşık 1 katrilyon bağlantıya sahip 1.5 kiloluk bir baş yapıt. Hepimiz seneler geçtikçe fiziksel olarak büyürüz ve dolayısıyla organlarımızın işlevleri ve gücü artar. İşte bu noktada beyinle ilgili burada tersine işleyen bazı noktalar var. Çocukluktan başlayarak azalan bir nöron aktivitesini okuduğumda biraz şaşırmıştım. Bana sanki artıyor gibi geliyordu. Orta yaşlarında biri olarak hayat tecrübesinin düşünce ve bilgi kabiliyetini arttırdığını, bunun da beyin aktivitesini çoğaltığını zannediyordum. Fakat kitabın ilk sayfalarında, doğumdan 2 yıl sonra maksimum bağlantıya ulaşan beyinde kaybolmaya başlayan bağlantılar için aşağıdaki tanımı okuyunca, kitabın tam da benim ihtiyacım olan şey olduğunu anladım.

Sizi siz yapan, beyninizde gelişen değil, beyninizde yok edilen şeylerdir aslında.

Yazar sırasıyla ‘Ben kimim?‘, ‘Gerçeklik Nedir?‘, ‘Kontrol Kimde?‘, ‘Nasıl Karar Veririm?‘, ‘Size ihtiyacım var mı?‘ ve ‘Kime dönüşeceğiz?‘ sorularını soruyor ve bu altı başlık altında cevaplar arıyor. Her bölüm Dr. Eagleman’ın bizzat kendi araştırmalarının da bulunduğu beyin ile ilgili çarpıcı deneylerden ve bilgilerden oluşuyor. Hatta bazı ölümle sonuçlanan adli vakaların bile istemsizce nasıl oluştuğunu daha önce belgeseli izlerken bile şok olmuştum. Konu beyin olunca hayatın her alanına dokunulan kitabın anlatımı ve dili olabildiğince akıcı ve yumuşak. Belgeselini izlemekten daha keyifli olduğunu düşündüğüm bu kitabı şiddetle okumanızı tavsiye ederim.